Kulübemizi İnşa Ediyoruz

ÇALIŞMAK DA ÇALIŞMAK!

Gücümüze güç katan yeni yol arkadaşlarımızla birlikte kulübemizi inşa ediyoruz…

kulube 1Bir oyuncu için en önemli şey, oyununu oynadıktan sonra seyircisi tarafından hunharca alkışlanmaktır. Bu hülyaya ulaşabilmek elbette kolay değil. Yetenek, bilgi, birikim, deneyim, çalışmak da çalışmak böylesi bir başarıyı elde edilebilmemiz için sahip olmamız gerek şıklar.

Ne kadar geliştirilebilir olsa da “yetenek” şıkkına pek fazla müdahale edemiyoruz.

“Bilgi, birikim ve deneyim” şıkları da sonda yer alan “çalışmak da çalışmak” şıkkına bağlı maalesef. Maalesef diyorum çünkü bizi en fazla zorlayan şık bu. Biz nasıl çalışabiliriz bir bakalım:

Öncelikle düzenli olarak perde açan bir tiyatromuzun olması gerekiyor. Ya da düzenli bir dizide devamlılığı olan bir rol almalıyız. Deneyimin ve de birikimin olabilmesi için düzenli bir işimizin olması şart. Ki bu deneyimleri birikime dönüştürürken karşımıza çıkan sorunları çözebilmek için araştırmalar yapıp bilgimizi de arttırabilelim. Bilindiği gibi pratikten kopuk bir teorik çalışma yapılamaz. Yapılsa bile sonucunda edinilecek bilgiler beynimizin çöplüğünde yok olmaya mahkum olacaktır. Oyuncuların büyük bir bölümünün maalesef böylesi bir işte çalışamadığını biliyoruz. İnanın bu hiç de kolay değil. Biz kendi tiyatromuzda canla başla hazırladığımız oyunlarımızı seyirciyle buluşturmanın yollarını zorlayarak bir şekilde sahnede olmayı başarıyoruz. Yani “çalışmak da çalışmak” şıkkının gerekliliklerinden birini yerine getirebiliyoruz. Fakat bilgi, birikim ve deneyimlerimizi arttırmak için başka bir çalışma şekline daha ihtiyacımız var. Sahnelemek istediğimiz oyunlara yönelik yaptığımız çalışmalar dışında kendi başımıza gerçekleştirmemiz gereken oyunculuk çalışmaları.

Herhangi bir oyunun sahnelenmesine yönelik olmayan, çeşitli tiyatro ve oyunculuk tekniklerini deneyebileceğimiz atölye çalışmaları yapmamız gerekiyor. Daha önceden edindiğimiz bilgileri unutmamak ve onları da kullanarak yeni bilgiler kazanmak için tıpkı bir müzisyen gibi kendi ensturmanımız üstünde pratik yapmalıyız. İşte işin bu kısmında ilkinden daha çok zorlanıyoruz. Sonuçta tiyatro kollektif bir iş; yani tek başımıza pratik yapmamız söz konusu bile değil. Birlikte çalışmaya istekli kalabalık bir oyuncu grubunu toplamayı başardık diyelim. Ama eğitim çalışmaları yapmak için yeterli genişlikte bir mekan ihtiyacı ortaya çıkıyor bu sefer. Kendine ait sahnesi olan tiyatrolar için bu bir sorun değil. Ama sahnesi olmayan tiyatroların sayısı sanırım diğerlerinden daha fazla. Sadece, bir oyun çıkarmadan önce evlerimizde yada sahnesi olan arkadaşlarımızın mekanlarında kısa süreli tiyatro çalışmaları yapabiliyoruz o kadar. Bu yüzden de sürekli cepten yiyoruz. Son bir kaç yıldır tartıştığımız ve çözüm aradığımız konu bu oldu. Ve sonunda bir çözüm bulduk.

Rahat rahat, ferah ferah, geniş geniş çalışmalarımızı yapabileceğimiz bir mekanımız var artık. Gücümüze güç katan yeni yol arkadaşlarımızla birlikte kulübemizi inşa ediyoruz ve bir kaç haftaya hazır olacak. Burasını sadece prova yapmak için kullanmayacağız elbette. Kedimizi ve tiyatromuzu geliştirme çalışmaları yapmamak için artık bahanemiz kalmadı. “Çalışmak da çalışmak” şıkkının gerekliliklerinden ikincisini ve aslında en önemlisini başarmamız için önümüzde hiçbir engel kalmadı. Tek eksiğimiz biraraya gelebileceğimiz bir mekandı. Şimdi tek yapmamız gereken ise kendi kulübemizde “çalışmak da çalışmak”!

Yorum yapmak ister misiniz?